Stratejik yönetim için şirket kültür değeri olarak pozitif tutum size ne ifade ediyor? Her durumu olumlu karşılamak, yolunda gitmeyen durumlarda gülebilmek ve onları yok saymak mıdır pozitif tutum? 

Elbette değil!

Hem bireysel hayatlarımız hem de iş hayatımız dümdüz bir çizgide ilerlemiyor şüphesiz. Sorunlar da hayatın bir parçası. Hele ki şu zamanlarda. Bununla birlikte sorunlar karşısında göstereceğimiz tutum konusunda 2 seçeneğimiz var. Seçeneklerden biri, eylemsizlik, çözümü dışardan beklemek, gelmediği için kızgın ve kırgın olmak, yani kurban psikolojisine girmek ki bu seçenek bizi hiçbir sonuca ulaştırmıyor malumunuz. Diğer seçeneğimiz evet daha zor olan. Zorluklara rağmen neyi farklı yapabilirim üzerinde çalışmak ve elimizin altındaki fırsatları sonuna kadar değerlendirmek. Atamızın “umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” sözündeki gibi. İşte stratejik yönetim kapsamındaki pozitif tutum ile de tam olarak bunu kastediyoruz.

Son 2 yıldır malum tüm insanlık olarak büyük bir değişimden ve zorlu zamanlardan geçiyoruz. Vermemiz gereken bir sınav var. İşimizi ve kendimizi yeni ortama uyarlamak ve sorunların içindeki fırsatları görüp kullanmak bizi bekleyen sınav konuları. Aksine, buna direnen, aynı kalmakta ısrar eden, hiçbir şey benim kontrolümde değil, ben ne yapabilirim ki diye küsüp bekleyenler her geçen gün sürpriz olmayan bir sona doğru ilerliyor. Einstein’ın dediği gibi “Zorluklar Kılık Değiştirmiş Fırsatlardır”. Bu fırsatları görebilmek de pozitif tutuma sahip bireyler, ekipler ve işletmeler için mümkün. Bu nedenle şirketleri ileri taşıyan ve ortak bir vizyonda birleştiren en önemli stratejik yönetim aracı ve kültür değerlerinden biridir bana göre pozitif tutum. Bunu lafta bırakmayıp hayata geçiren ise liderlerin ve yöneticilerin bu konuda nasıl birer rol model olduğu.

Peki şirket stratejik yönetim aracı olarak pozitif ve etkili iletişim için neler yapabiliriz? Öncelikle, Etkili iletişim, doğru kelimeleri seçebilme, seçilen kelimeleri beden dili, ses tonu ve vurgularla güçlendirme becerisidir. Yaşadığımız yüzyılda gittikçe iletişim şekillerimiz farklılaşıyor. Hatta daha az harf daha çok emoji kullanıyoruz.

Sınırlı kelimeler kullanıyor olmamız kelimelerin gücünü stratejik yönetim için de daha önemli hale getiriyor. Az ama etkili kelimeler kullanabilmek, iletişimde pozitif dili tercih etmek mühim. Sen dili yerine ben dilini kullanmak, negatif kelimeler yerine pozitif kelimeler kullanmak gibi. Etkin dinleme becerisi geliştirmek, empatik dinlemek de iletişimin kalitesini güçlendiriyor.

Ben Dili ve Sen Dili ile nasıl Etkili İletişim Kurabiliriz?

Sen dili nedir? derseniz suçlayıcıdır ve davranıştan çok kişiliğe yöneliktir. Sen dilini kullanmak karşı tarafa anlaşılmadığını hissettirir ve yeniden konuşma isteğini köreltir. Aynı zamanda kişiyi incitir, kırar ve kişinin kendisini savunmaya geçmesine neden olur. Ben dili ise savunmaya itmez çünkü karşı tarafa suçluluk hissettirmez.

Örneğin; “sürekli sözümü kesiyorsun” cümlesi sen diline girmektedir. Bunun yerine “Sözüm kesildiğinde söyleyeceklerimi tekrar toparlamakta zorlanıyorum. Dikkatim dağılıyor.” İse Ben diline girmektedir. Bu sayede tartışma ortamı oluşmaz ya da karşı taraf kendini ve davranışını savunma ihtiyacı duymaz.

Stratejik yönetim kapsamında etkili iletişim için “İyi Bir Dinleyici Olmak” da olmazsa olmaz prensibimiz.

Gelelim seçtiğimiz kelimelere. Stratejik yönetim yaklaşım pozitif kelimeler yerine negatif kelimeler kullanmanın nasıl sonuçları var dersiniz? Size birkaç deney sonucuyla aktarmak isterim.

Kelimelerin gücünü somutlaştıran önemli bir deney İkea tarafından sosyal sorumluluk kapsamında bitkilerle yapılmış. İkea, bitkilerin de insanlarla aynı duygulara sahip olduğu hipotezinden yola çıkarak kendi mağazasındaki aynı iki bitkiyi denek olarak seçiyor. Bitkiler bir okulda, okulun girişine konuyor ve iki bitki yan yana yerleştiriliyor. Öğrencilerden olumlu sözlerin, iltifatların, övgülerin yer aldığı ses kayıtları alınıyor.

Başka bir ses kaydına da yine öğrenciler hakaret dolu, olumsuz, zorbalık içeren sözleri kaydediliyor. 30 gün boyunca pozitif ses kaydı bir bitkiye negatif ses kaydı diğer bitkiye dinletiliyor. Sulama, güneş alma gibi canlılığı etkileyen belirleyici diğer faktörler de iki bitki için aynı tutuluyor. 30 günün sonunda sürekli hakaret işiten bitki solup gelişmezken güzel sözlere maruz kalan bitki yeşerip, gelişiyor.

Benzer bir deney de Japon bilim insanı Mesaru Emoto tarafından kelimelerin gücünü göstermek amacıyla yapılıyor. Deneyde pirinç kaynatılarak üç eşit kaba dağıtılıyor. Birine pozitif, birine negatif ve diğerine ise nötr etiket yapıştırılıyor. 30 gün boyunca her gün pozitif etiket olan kavanoza güzel sözler söyleniyor. Tam tersi ise negatif etiket taşıyan kavanoz için yapılıyor.

30 gün sonunda ise güzel sözler söylenen pozitif etiketli kavanozdaki pirinç aynı kalıyor ancak negatif etiket yapıştırılıp kötü sözler söylenen kavanoz ise küfleniyor ve kötü kokular saçıyor.


Evet bilim de gösteriyor ki pozitif kelimeleri bilinçli olarak seçmemiz, sonuçlarımızı doğrudan etkiliyor. Gelin birlikte test edelim. Negatif kelimelerle başlayalım

Dedikodu, öfke, yalan, karalama, kin, savaş

Ne hissettirdi?

Peki şu sözcükler!
Sevgi, iyilik, ilham, coşku, huzur, mutluluk, zafer…

Ya şimdi!

Bir de tılsımlı sözcükler var
Teşekkür ederim, Takdir ediyorum, lütfen, başarılar, tebrikler… gibi

“Sözcüklerimizi değiştirelim, hayatımız ve sonuçlarımız değişsin” Sizce de öyle değil mi?

Bizim lider hazirlama programlarimiza katılmak istyenler burdan fikir alabilir